Cinsel Gelişim 3-6 yaş

Cinsellik insanoğlunda doğuştan var olan dürtülerden biridir; doğaldır. Ancak bazı anne babalar, cinselliği çocuk masumiyeti ile bağdaştıramaz. Oysaki erken çocukluk dönemindeki tutumların, çocuğun cinsel kimlik gelişimi üzerinde ve çocuğun kendi mahremini yabancılardan koruyabilmesinde önemli etkileri vardır.

Benim Vücudum Neden Ondan Farklı?

Üç yaşına doğru çocuklar cinsiyet farklılıklarını sezinlemeye başlarlar. Görüntüye bağlı unsurlarla kadın ve erkekleri ayırt edebilirler. Kız çocuğu annesi gibi olduğunu, erkek çocuğu da babası gibi olduğunu söyleyebilir. Karşı cinsin bedenine karşı bir merak duyar ve incelemeye çalışırlar. Cinselliği yavaş yavaş keşfetme çabası içinde olan çocuklar; “doktorculuk” gibi oyunlarla diğer çocuklar ile kendi bedenleri arasındaki benzerlik ve farklılıkları keşfetmeye çalışır. Hatta bu dönemde yetişkinleri taklit ettikleri görülebilir; el ele tutuşmak, öpüşmek gibi cinsel gelişim ile ilgili davranışlar sergilerler. Bu durum, çocuk cinselliğini yetişkin cinselliği gibi düşünen ebeveynleri endişelendirir. Ancak bu olağan bir meraktır. Bu tip bir durumla karşılaşıldığında paniğe kapılıp abartılı tepkiler vermekten kaçınmak gerekir. En doğru yaklaşım abartılı tepkiler vermeden vücutlarının kendilerine özel olduğunu çocuklarımızla paylaşmaktır.

Bazen Nasıl Bir Tepki Vermemiz Gerektiğini Bilemeyiz…

Çocuklar bebekliklerinden itibaren kendi vücutlarını dokunarak keşfederler. Cinsel organına dokunma sonucu alınan hazzı keşfeden bazı çocuklarda çocukluk dönemi mastürbasyonu görülebilir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında aşırı tepki vermeden çocuğun dikkatini başka bir yöne çekmek işe yarayabilir. Ancak mastürbasyon sıklığı çok fazla ise bu durum çocuğun duygusal anlamda zorluk yaşadığını gösterir. Yaşadığı sıkıntılı durum ya da hissettiği yoksunluk/değersizlik hissi ona o kadar zor gelmektedir ki, kendini sık sık rahatlatmaya ihtiyaç duymaktadır. Bu davranış bir nevi yardım isteğidir. Çocuğun bu davranışı ne sıklıkta ve hangi ortamlarda yaptığını gözlemleyip bu duruma neden olabilecek faktörleri değerlendirmek gerekir. Eğer aile kendi çabaları ile sonuç alamazsa; bir uzman desteği istemek çocuğun sağlıklı gelişimi açısından en doğru çözümdür.

Anne, Biz Evlendik!

Elbette çocuğunuzun gerçek anlamda hayatını paylaşacağı bir eş seçmesine ve mürüvvetini görmenize daha yıllar var. Merak etmeyin; miniğinizin hiçbir yere gittiği yok ancak bu yaş dönemi çocuklarında âşık olmak ve evlenmek gibi konulara yoğun ilgi olduğu görülebilir. Kız çocukların babasına yoğun bir ilgisi, erkek çocukların da annelerine yoğun bir ilgisi olabilir. Hatta koltukta beraber oturan anne babasının arasına girip onları ayırmaya çalışan, karşı cins olan ebeveyni ile evlenebileceğini düşünen çocuklar da olabilir. Bu durumlarda onu incitmeden; bunun mümkün olmadığını, zamanı gelince onun da kendisine bir hayat arkadaşı seçeceğini açıklamak gerekir. Anne babasının bir çift olduğunu ve onların arasına giremeyeceğini kabul eden çocuklardan bazıları, kendi sosyal ortamı olan okulda bir eş bulmaya çalışırlar. Bu nedenle bazen okuldan döndüğünde “Biz, büyüyünce evleneceğiz.” dediği bir arkadaşından bahsettiğini duyabilirsiniz. Oyunlarında anne baba, eş gibi rollere büründüklerini görebilirsiniz. Bu onların cinsel kimliklerini oluşturma yolundaki modellemeleridir. Cinselliğin bir nevi ergenliğe kadar uykuya yatacağı “latans dönem” olarak isimlendirilen ilkokul çağına kadar okul öncesi dönemde cinsel merak devam eder.

Yasaklar!

Bu dönemde cinsellik konusunda çok katı yasaklar koyan aileler ya da aşırı özgür davranan ailelerin çocukları üzerinde olumsuz etkileri vardır. Çocuğunun yanında rahat bir şekilde giyinip soyunan, çocuğunun mahremiyetine izinsiz bir şekilde fazlasıyla giren anne babalar da çocuğun cinsel dürtülerinin aşırı uyarılmasına neden olur. (Çocuğunu severken dudağından öpen ya da çocuğun cinsel organlarına dokunarak seven ebeveynler vb.) Kendisine fazla gelen bu dürtüyü kontrol edemeyen çocuğun dürtüsel davranışlar sergilediği hatta okul çağına geldiğinde cinsel merakı akademik meraka dönüştüremediği için öğrenmeye karşı ilgisiz kaldığı görülebilir.

Sorduğu kadarını basit bir dille anlatın!

“Çocuğuma neyi, ne kadar, ne zaman anlatmalıyım?” sorusuna en doğru yanıt; çocuğun sorduğu kadarını basit bir dille yanıtlamak olacaktır. Çocuğunuzun ne sorduğundan emin olduktan sonra sorusuna cevap olacak kadarını anlatmanız yeterlidir. Bazı anne babalar; çocukları soru sorduğu zaman cinselliğe dair ne varsa anlatıp onu bilgilendirmeye çalışırlar. Oysaki sorduğu sorunun dışında ve yaşının üstünde verilen bilgi çocuğun kafasının karışmasına neden olur. Çocuğunuz bu konuda hiç soru sormuyorsa da; bu hiçbir şey merak etmediği ya da gözlemlemediği anlamına gelmez. Sadece çekingen yapısı ya da sizden nasıl bir tepki alacağını bilmemesi nedeniyle soru sormaktan korkuyor olabilir. Çocuğunuz hiçbir şey sormuyor olsa bile anne baba olarak kendini koruyabilmesi adına vücudunun özel olduğunu ve o izin vermedikçe kimsenin dokunmaması gerektiğini okul öncesi dönemdeki çocuğa anlatmak gerekir. Özel bölgelerinin nereler olduğunu anlatmak için de “mayo giydiğinde kapalı olan kısımlar” gibi somut örnekler verilebilir. Aynı şekilde onun da izin verilmediği sürece başkalarının vücutlarına dokunmasının doğru olmadığı bilmesi gerekir.

Sakin Davranın!

Çocuğun sorularını yanıtlarken mümkün olduğunca sakin olmak önemlidir. Bu tarz sorulara vereceğiniz sert yanıtlar ya da tepkisel beden diliniz çocuğunuzun bir daha size bu tarz sorularla gelmemesine neden olur. Siz bu durumu geçiştirdiğinizi düşünürsünüz. Oysaki çocuk sorularına elbet yanıt bulacaktır; önemli olan güvendiği kişilerden, doğru ve anlayabileceği yanıtlar almasıdır. Sizden bilgi alamadığını gören çocuğunuz cinsellikle ilgili bilgileri doğru olmayan kanallardan alır.

Beklentiler Gerçekleşmediğinde…

Çocuğun cinsiyeti ile ilgili hamilelik dönemindeki beklentiler gerçekleşmediğinde, bazen yaşanan hayal kırıklığının etkisi ile anne ya da baba çocuğu hayalini kurdukları cinsiyetteki çocukmuş gibi yetiştirmeye çalışır. Kendisine dayatılan giyim, saç biçimi ve tavırlar çocuğun ruhsal yapısını etkiler. Bu tutumlardan, çocuğun ileriki hayatına olan zararları göz önüne alınarak kesinlikle kaçınmak gerekir. Çocuğun cinsel kimliğini benimsemesinde çocukluktaki yaşantılar önemlidir.

İzinsiz Girmeyin!

Çocuğa mahremiyeti öğretmek için onun da mahremiyeti olmasına izin vermek gerekir.

Çocuğa mahremiyet kavramı yaşantısal olarak öğretilmelidir. Tuvalete, yatak odasına ya da banyoya girmeden önce izin alınması gerektiği söylenmeli ve çocuğun özel mekânlarına girerken de izin istenmelidir.

Çocuğunuzla Uyumayın!

Bazı çocuklar kendilerine ait odaları ve yatakları olduğu halde çeşitli nedenlerle anne babalarının yataklarında yatmak isteyebilirler. Kısa süreli olarak yatağa alınsa bile çocuk mutlaka uyuması için kendi yatağına götürülmeli; ihtiyaç duyuyorsa kendi yatağında uykuya dalana kadar yanında beklenmelidir. Çocuğa herkesin kendi odasında yatması gerektiği de söylenmeli ve bu konuda mümkün olduğunca tutarlı davranılmalıdır. Çünkü bazen çocuğun kendi yatağında uyumamasının nedeni anne ya da babanın çocuğuna olan aşırı bağımlılığı da olabilir.

Sünnet…

Sünnetin erkek çocukların cinsel gelişimi üzerinde etkisi vardır. Eğer doğumdan hemen sonra sünnet olması tercih edilmemişse, bunun için en uygun sonraki yaşlar 7- 11 yaşlar olacaktır. Özellikle 2-5 yaş arasında yapılan sünnet, çocuğu yoğun bir şekilde kaygılandırabilir ve cezalandırıldığını düşünmesine neden olabilir. Bu dönemde çevresindeki yetişkinlerin şaka amaçlı söyledikleri bile çok önemlidir

Paylaşılacak bilginin sınırları aile tarafından belirlense de vurgulanması gereken en önemli nokta cinselliğin sadece “beden” ile ilgili olmadığı “sevgi” içerdiğidir

NOT: BU YAZI BAHÇEŞEHİR OKULLARI PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK ve REHBERLİK BÖLÜMÜ VELİ BİLGİ BÜLTENİNDEN ALINMIŞTIR.

Bir Cevap Yazın